“Dünyanın en iyi 10 uzun ara yürüyüş rotasından biri” olarak kabul edilen 540 kilometrelik Likya Yolu, eşsiz tabii güzelliklerin yanı dizi fazla sayıda antik kentten de geçerek, ziyaretçilerine tabiat ve tarih dolu bir atmosfer sunuyor.İlişkili Haberler

  • 10 Liraya bu manzara
  • Türkiye’de yapılması gereken 25 şey

Muğla’nın Fethiye ilçesinden Antalya’ya uzanan 540 kilometrelik “dünyanın en iyi 10 uzun ara yürüyüş rotasından biri” kabul edilen Likya Yolu, misafirlerine eşsiz manzaralarıyla tarihi derinlik sunuyor.

Ölüdeniz manzarasıyla başlayan tarihi yol, tabiat harikaları arasında vakit tünelinden geçiyormuş hissi uyandırıyor.

Ünü bütün dünyaya yayılmış Kelebekler Vadisi’nde konaklayan, ardından Kabak, Cennet ve Korsan koylarını izleyen gezginler, Seydikemer ilçesi sınırlarında bulunan, Likya bölgesinin dini başkenti olarak da anılan ve UNESCO Dünya Mirası Listesi’nde yer saha Letoon Antik Kenti’ne ulaşıyor.

Buradan yaklaşık 2 saatlik bir yürüyüşle Antalya’nın Kaş ilçesi sınırlarında yer saha Xanthos Antik Kentine geçerek, tarihte uğradığı işgal ve savaşlar nedeniyle “acıların şehri” olarak bilinen yerleşkeyi inceleme fırsatı bulan gezginler, hem Hristiyanlık öncesi hem de sonrası mimari eserleri yakından görme fırsatı buluyor.

LİKYA BAŞKENTİ: PATARA

Yürüyüş boyunca Sdyma, Pyndai, Phellos, Apelia, Theimussa, İdyros, Antiphellos, Apollonia, Simena gibi bölgede kurulan binlerce yıllık şehirleri görme fırsatı bulan gezginler, Xanthos’tan yaptıkları 4 saatlik bir yolculuk sonunda Likya bölgesinin başkenti Patara’ya ulaşıyor.

Likya demokrasisinin simgesi olan ve Helenistik dönemde inşa edilen Likya Meclis Binası’na ev sahipliği yapan kent, bugüne ulaşan tiyatrosu ve caddeleriyle ziyaretçilerine antik dönemin bütün ihtişamını yansıtıyor.

Ziyaretçiler, Patara’dan doğayla içi içe bir yolculukla Likya dilindeki kitabe ve sikkelerde o devre adının Habessos olduğu bilinen Kaş’a ulaşıyor.

Dünyanın en iyi plajları arasında gösterilen Kaputaş, Apollania (Kılıçlı), Aperlai ve bir bölümü sular altında kalan Kekova gibi tarihi alanlardan geçen gezginler, Demre’deki Myra Antik Kenti’ne varıyor.

Kentte yer alan, dönemin mühim limanlarından Andriake (Çayağzı) Limanı’nı inceleme fırsatı da bulan yürüyüşseverler, Myra Antik Kenti’nin 11 bin 500 benlik kapasitesiyle bölgenin en büyüğü olma özelliğine sahip tiyatrosunun derhal yakınında yer saha eşsiz kaya mezarlarını görebiliyor.

İhtiyaç sahipleri ve bilhassa çocuklara yardımlarıyla tanınan, Noel Baba olarak da bilinen Aziz Nikolaos’un yaşadığı kent olarak bilinen Myra’da, aziz adına Bizans döneminde inşa edilen kilise de ziyaretçilerin ilgisini çekiyor.

OLYMPOS

Myra’dan yola çıkan gezginler Olympos’a ulaşıyor. Romalı kumandan Servilius Isauricus’un bölgeyi ele geçirdiği döneme kadar “korsan yatağı” olarak bilinen Likya’nın mühim liman kentlerinden biri olan Olympos’ta, Helenistik, Roma ve Bizans dönemi kalıntılarını yakından inceleme fırsatı bulan gezginler, şehrin birkaç kilometre güneybatısındaki Çakaltepe’nin cenup yamacında devamlı alaz çıkan Yanartaş’ı görme imkanı da buluyor.

Olympos’un ardından, Fethiye’den başladıkları ve yaklaşık bir ay süren yolculuğun ardından gezginler, Likya bölgesinin şark sınırında yer alan, antik dönemde ticari liman şehri olmasıyla bilinen Phaselis Antik Kenti’ne ulaşıyor.

Gezginlerin yolcuğu, Hisarçandır Mahallesi çıkışı-Antalya girişinde sona eriyor.

Likya Dağcılık ve Tabiat Sporları İhtisas Kulübü Başkanı Yıldırım Beyazıt Umurtağ, Likya yolunun dünyada eşi benzeri olmayan güzelliklere sahip olduğunu söyledi.

Turizmci ve kılavuz Mustafa Olgun ise Likya Yolu üzerindeki tarihi kentlerin uygarlığa başkentlik, liman kentliği ve dini başkentlik yaptığını dile getirdi.

VİDEO: EN GÜZEL ROTALAR: LİKYA YOLU