Konuk yazarımız Hikmet Özgözen, Borusan Otomotiv’de Yeni Ürün Geliştirme ve İnovasyon Müdürü olarak vazife yapmaktadır.

2017’de Türkiye 157 milyar dolar ihracat, 234 milyar dolar dışalım gerçekleştirdi ve hariç ticaret dengesi 77 milyar dolar aleni verdi. Hariç ticaret, yatırım, cari transfer ve hizmetler dengesinin toplamı olan cari denge de 47 milyar dolar aleni verdi. Görüldüğü gibi buradaki en aka menfi tesir hariç ticarete ait. Enerji ithalatı da hariç ticaret dengesi içerisinde 32 milyar dolarlık paya sahip. Bir öbür deyişle enerji ithalatımız sıfır olsaydı, cari açığımız 15 milyar dolara düşecekti.

Cari açığın yüksek olması, memleket ekonomisinin de gelişimine sekte vurarak hariç borçlanmanın ve sıcak nakit ihtiyacının artmasına neden olmakta. Dolayısıyla ülkemizin ekonomisi daha kırılganlaşarak global dalgalanma ve krizlere karşı daha zayıf ve korumasız hale gelmekte.

Başta da belirttiğimiz gibi enerji ithalatı cari açığın büyümesinde fazla mühim bir etken ve onu azaltabilirsek, cari açığımızı da etkin bir şekilde düşürebiliriz. Bu yazımda, elektrikli araçların yaygınlaşmasının enerji ithalatının azalması üzerinde ne kadar etkili olabileceğini irdelemek istiyorum.

Bunu da bir senaryo üzerinden devinim ederek inceleyebiliriz: Acaba trafikteki bütün otomobiller elektrikli olsaydı, cari açığımız ne kadar azalırdı?

Bugün Türkiye’de trafiğe kayıtlı 12 milyona yakın araba bulunuyor. 2017 sonu itibariyle bunların yüzde 27’si benzinli, yüzde 40’ı LPG’li ve yüzde 32’si dizel otomobillerden oluşuyor. Yakıt tiplerine göre otomobillerin adetleri ve 100 km’deki ortalama tüketimleri ise aşağıda yer saha tablodaki gibi gerçekleşmekte.

2017 senesinde petrolün varil[i] fiyatı 57 dolar civarındaydı[ii]. Türkiye’de bir otomobilin günde ortalama 40 km yol yaptığını da hesaba katacak olursak, her bir yakıt tipindeki aracın ithalattaki payı aşağıda bulunan tablodaki gibi gerçekleşmektedir.

Bu da toplamda 4,57 milyar dolar yapar. Tabii bu hesapları yaparken, Türkiye’nin petrol ihtiyacının tamamını yurtdışından aldığını varsaydık. Ancak var koşullardaki üretimimizin tüketim ihtiyacının yüzde 7’sini karşıladığını da dikkate aldığımızda trafikteki 12 milyon otomobilin, yakıt dışalım tutarı 4,25 milyar dolar olarak gerçekleşir.

Bu şu anlama geliyor: Eğer trafikteki otomobillerin tamamı elektrikli olsaydı ve biz bütün elektrik ihtiyacımızı yerli kaynaklardan karşılıyor olsaydık; var duruma göre hariç ticaret açığımız 4,25 milyar dolar azalırdı ve bunun cari aleni üzerindeki müspet etkisi yüzde 9,3 olarak gerçekleşirdi. Ancak şunu da unutmamak gerekir ki, 2017 itibariyle elektrik üretimimizin yüzde 34’ü tabii gazdan gerçekleşti ve bu da ithal edilen bir enerji kaynağı. öbür taraftan elektrikli bir otomobilin, 100 km yol gidebilmek için tüketici fiyatıyla 3 TL civarında elektriğe gereksinim duyduğunu ve bunun sadece yüzde 34’ünün ithal kaynak olduğunu düşünecek olursak, var şartlarda bile elektrik tüketimi içindeki dışalım payı oldukça düşük olacaktır (yüzde 4,25 milyarın 10’da birinden daha az).

Her ne kadar samimi yanmalı motorlardan elektrikliye geçişin cari aleni üzerindeki müspet etkisi yüzde 10’dan az olsa da, tasarruf edilebilecek 4,25 milyar dolarhiç de azımsanamayacak bir tutar. Yurtdışına çıkmayan bu para, kişisel harcamalar, hususi yatırımlar, eğitim, altyapı ihtiyacı, Ar-Ge ve sıhhat gibi alanlarda değerlendirilebilecekti.

İşin daha çarpıcı olan boyutu ise elektrikli otomobillerin tüketicilerin bütçesine etkisi. Günde 40 km yol yapan birinin, yakıt tipine göre aylık harcamaları aşağıdaki gibi gerçekleşmektedir. Aynı kişi, otomobili elektrikli olsaydı yakıt için sadece 36 TL harcayacaktı (Tabii 10 -15 yıl kullanılan elektrikli otomobillerin batarya bakım ve değişim maliyetleri de ortaya çıkacaktır. Bu çalışmada, sadece yakıt tüketimi açısından baktığımızdan laf konusu maliyet dikkate alınmamıştır.). Türkiye genelinde ele aldığımızdaysa bugünkü fiyatlarla, yıllık 54,5 milyar TL olan tüketici akaryakıt harcamaları, elektrikliye geçilmesiyle 5,2 milyar TL’ye düşmektedir. Burada sağlanacak aka tasarruf, tüketicilerin gıda, giyim, eğlence, sıhhat vs. gibi farklı ihtiyaçlarına yönelerek ekonominin canlanmasına aka katkı sağlayacaktır.

Tüm bunları dikkate aldığımızda elektrikli otomobillerin, Türkiye’nin geleceği açısından mühim bir fırsat olduğu görülüyor. Bu alanda, Norveç gibi rol model ülkelerin metot ve tecrübelerinden faydalanılarak gereken hazırlıkların yapılması ve sektörün teşvik edilmesi ehemmiyet arz eden konular arasında yer alıyor. Ayrıca daha önceki yazımda belirttiğim gibi, bu sektör birçok girişim fırsatını da beraberinde getiriyor. Gerek çevre, gerek iktisat açısından birçok faydaları beraberinde getiren böyle bir dönüşüm için geç kalmamak gerektiğini düşünüyorum.

[i] 1 varil yaklaşık 159 litredir.
[ii] 1 varil petrolden 68,6 litre benzin, 28,7 litre mazot ve 17,5 litre LPG üretilir. Geri kalan miktar ise jet yakıtı, asfalt ve öbür ürünlerin üretimi için kullanıldığından ve bu dönüştürme işlemleri Türkiye’deki rafinerilerde gerçekleştirildiğinden benzin, mazot ve LPG’nin ithal edilme maliyetleri petrol ünite fiyatına eşit alınmıştır.

Görsel Kaynak: Deposit Photos